Siteye ulaşamadığınız zamanlarda dizigom104.com sayısına 1 ekleyerek örnek: dizigom105.com yazarak giriş yapabilirsiniz.

Pluribus 1. Sezon 9. Bölüm

La Chica o El Mundo
Pluribus 1. Sezon 9. Bölüm Türkçe altyazılı orijinal dilinde yabancı dizi izle, Pluribus 1. Sezon 9. Bölüm ücretsiz mobil dizi izle. Pluribus 1. Sezon 9. Bölüm hakkında yorum yapabilirsiniz.
×
Listelerim (0)
  • Henüz bir liste oluşturmadınız.
Ses Sorunu ×

Android Cihazlarda Ses Sorunu Çözümü

1Dizinin Konuşma sesleri gelmiyor sadece müzik sesleri geliyor ise, cızırtı vb. sorun yaşıyorsanız. Uygulama marketinden Firefox isimli uygulamayı indirip sitemize o uyguluma ile giriş yapın.

2 Son güncellemelerini almayan android cihazlarda codec ses problemi yaşanıyor özellikle bu sorunu yaşayanlar firefox uygulamasını indirip bu sorunu çözebilir.

3 Sık sık tarayıcı geçmişinizi, çerezlerinizi temizleyin.

Bölümü beğendiniz mi?
Pluribus Pluribus 1. Sezon 9. Bölüm
Pluribus
Dizinin Sayfasına Git
Sezonun Diğer Bölümleri
1. Sezon 9. Bölüm
Yorumlar 1 Yorum

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekiyor. Üyelik tamamen ücretsiz.

Üye ol.

Yorumlar spoiler içerebilir, yine de görüntülemek ister misiniz ?

  • Baran canKayıtlı Üye

    Spoiler içeren alan

    Sondaki Atom bombası detayı çok güzeldi. Bir kadını sakın sinirlendirme dünyayı başına yıkar deyiminin canlı örneğini yaşıyoruz. Carol kendisinin dönüştürülmemesi için kendini garanti altına almaya çalışıyor diyelim. Bu arada Carol’ un daha önceki bölümlerde eleştirdiği adam gibi davranması normal bir durum insanın yaratılışından kaynaklı diyebiliriz. Bunu da çok iyi kullandılar. Öncelikle Carol’ u yalnız bıraktılar. Bölümün başlangıcında olan mutlu kuzunun yalnız kalması gibi, acıklı bir o kadar da gerçekçiydi. Kuzucuğun o hali o kadar üzücüydü ki o ruh halini çok iyi anlattılar. Kuzucuğun kızın peşinden koşup beklemesi üzüntü vericiydi. Kız dönüp arkasına bakmadan onu terk etti. Ne kadar ruhsuz bir durum değil mi? İşte durumun kendisi de tam da bu. Bu virüse yakalanan kişiler mutlu görünen yüzlerin arkasında insanın en önemli olan özelliğini kaybetmiş haldeler hepsi ruhsuz şekilde tek elden yönetilip makine gibi hayatına devam ediyorlar. Bu makine gibi kelimesini özellikle kullandım ileride bunu açacağım. Carol aynı o küçücük kuzu gibi yalnız kaldı sevgiye muhtaç, savunmasız, kimsesiz bir şekilde tek başına bırakıldı. Onu terk etmeleri aslında bir strateji dahilinde yapıldı. Sonradan Carol’ un onları çağırmasıyla geri döndüler. Carol’ un bu savunmasız, çaresiz ilgiye aç halini manipüle ettiler. Onlar yalan söyleyemiyorlar doğru ama çok iyi manipüle ediyorlar. Bu manipüle için Zosia’ yı kullandılar; çünkü Carol’ un ona karşı olan hislerini biliyorlardı. Carol Helen’ i kaybettikten sonra temsilci olarak Zosia’ yı gönderdiler bunların hepsi planlı programlı yapılan işlerdi. Zosia sıcak kanlı, güzel, tatlı hoş bir kadın Carol’ un tam da eksikliğini hissettiği özelliklere sahipti. Zosia için Carol biçilmiş kaftandı. Onunla yaşadığı birliktelik ile istediklerini elde ettiler. Carol sonunda onların gerçek yüzlerini görünce planlarını anlayınca eski haline döndü. Carol Zosia ile olan balayı döneminde zevkü Sefa içinde yaşarken Manousos’ un o kadar yol tepip çabalamalarına karşın ona anlatıkları ve yaptıkları başlarda Carol’ un çok umurunda degildi. Onun için niyetlerini anladıktan sonra tekrar eski haline geri dönmek zorunda kaldı. Niyetleri de çok da masum olmadığını anladık. Zamanında Helen ile dondurduğu yumurtalıkları ele geçirmişler, yumurtalıkları ile Carol’ un aksine sisteme karşı çıkan değil sisteme hizmet eden sistem savaşçısı makineler yani köleler oluşturmak niyetindeler bu inanılmaz korkutucu bir plan. Dönüştürülmüş Carollar yaratmak peşindeler. Bu arada kuzucuğun yalnızlığını görünce aklıma geldi. Özelikle günümüzü düşündüğümde gelişen teknoloji ile en üst düzeyde kullanılan yapay zekayı da katarsak insanlığın durumunu sanki o kuzucuğun yaşadığı yalnızlığı ile bağdaştırdım. İnsanlık o durumda, kalabalıklar içinde yalnızlık senfonisi gibi. Bir de son olarak Ruhlarını yitirmiş kalabalıklar görüyorum. Herkes mutlu görünmeye çalışıyor ama herkes ruhunu kaybetmiş şekilde acılar içinde yaşıyor. Dizide toplumsal uyum ve birlik arayışının aşırıya kaçtığında bireyselliği ve özgürlüğü nasıl yok ettiğini insanların, nasıl sistemin kölesi yani bir makineye dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Buradaki insanlar özgür olduğunu zannediyor maalesef artık özgürlük yok işte. Makine kelimesini kullanmamın nedeni de bundan kaynaklı. İşte burada yapay zekadan bahsetmek gerekiyor. Yapay zekanın vaat ettiği özgürlük, etrafı güzelce bezenmiş insan ruhundan uzak bir odaya hapsedilmiş kendini özgür ve mutlu sanan insanlar. Ne kadar da günümüze benziyor değil mi? Ellerinde ekranlarla sanal dünyada yaşayan, kendini özgür ve mutlu sanan aslında özgür olmayan mutsuz insanlar. Dizinin yönetmeni Vince Gilligan hakkında bir kaç şey söylemek isterim. Gilligan, yapay zekayı “dünyanın en pahalı ve en çok enerji harcayan intihal makinesi” olarak nitelendiriyor ve yeni dizisi Pluribus’un jeneriğine şu cümleyi ekledi: “This show was made by humans.” (“Bu şov insanlar tarafından yapıldı.”) Dizinin kapanışındaki cümle çok anlamlı seyirciye çok güzel mesajlar veriyor. Burada yönetmen Vince Gilligan, yapay zekanın sömürüsüne karşı bir direniş göstermeye çalışıyor. Carol aslında yönetmenin ta kendisi anlatmak isteğini oyuncu üzerinden bize göstermeye çalışıyor. Vince Gilligan bunu tüm dünyaya anlatmaya çalışıyor.Bu dizide anlatılanlar İnsanlık ile yapay zekanın savaşı gibi duruyor. Bakalım bu savaşı kim kazanacak?

    0

    0
    Cevap yazmak için üye ol.